Treni kaçırmak

AUTHOR: EMiR GAMSIZOĞLU ➤

“Çocuk olmak da zor bu zamanda valla” diye başlayan, okulların ve derslerin gittikçe güçleştiğinden bahsedilen altın günleri geride kaldı; artık “hükümetin çocuğumu erkenden okula göndermesine boyun eğemem rapor alacağım” muhabbeti hakim Türkiye’de. İmam Hatip okullarında beyni yıkanmış bir nesil yetişecek korkusu var bir kesimde, bir kesim de çok memnun. Bütün bunlar bana çocuktan beri bana yakalatılmaya çalışılan ama hiçbir yakalama arzum olmayan trenleri hatırlatıyor. Oysa tren denilen taşıt ve oyuncak trenler okul hayatım başlamadan önceki en neşeli vakitleri geçirmeme sebep olmuştu. Öküz ile ilişkisini bilseydim sadece uçaklar, arabalar ve deniz taşımacılığında kullanılan tankerleri izlemekle yetinir, trenleri de izlemeye dalmazdım.

Sonra tren kelimesinin mecaz anlamını öğretti bana Anadolu Lisesi ve Kolej sınavları. Beşinci sınıfta böbrek hastalığı sebebiyle altı ay okula gidememe rağmen Türkiye’de ilk 100 çocuk içine girmeyi başarıp ilk treni kaçırmamıştım. Ortaokul-Lise’de basket oynamaktan başka birşey yapmak istememe rağmen okulda derslerde başarılı olup iyi bir üniversiteye girme şansı trenini kaçırmamam gerekiyordu. Başarılı geçmesi gereken 6 yılın ilk üçü takdir ve teşekkür belgeleriyle geçmişti. Herşey yolunda gidiyordu. Sonra Darüşafaka’nın küçük takımında oynarken bir maçta 37 sayı attım ve hayat değişti. İyi çocuk olup trenleri yakalamak değil yapmak istediklerimi kovalamak daha önemli gelmeye başladı.

Trenlere küstüğüm için evimin yakınındaki Ulus Parkına gidip uzun uzun boğazdan geçen tankerleri izlediğim yıllardı bunlar. Bu kadar büyük bir maddenin suyun üzerinde durabilmesi tabii ki etkileyiciydi, hala da öyle ama benim için esas önemli olan o tankerlerin içindeki gemiciler gibi özgür olmaktı gibisinden bir edebiyat bekler genelde okuyucu. Hiç öyle özgürlükte falan değildi gözüm, o tankerler yavaş yavaş geçerken sanki bir zıplayışta üzerine atlayabilirmişim, hiç bir yere kaçamazlar gibi gelirdi. Bu tanker izlemeleri, birşeyi kaçırmama hissinin verdiği huzur ve zihin rahatlığıyla kafamın içinde inanılmaz bir hareket başlattı. Basketbolcu arkadaşlarımın dışa dönük ve “cool” olma kaygısıyla dolu yaşamlarının dışında bir tavırla olaylara bakmaya ve yaşamaya başladım. İçimden geçen ne kadar saçma ve naif olursa olsun dışa vurmaktan, denemekten kaçınmamaya başladım.

Bu arada Kadıköy Anadolu Lisesi’nde müthiş bir lise takımı olmuştuk ve takımca bendeki bu ruh halini benimsemiştik. “Touch the floor (yere dokun)” diye bağırıp enteresan savunmalar yapıyorduk; diğer takımların veya tribündekilerin hakkımızda ne düşüneceklerini pek takmıyorduk. Türkiye şampiyonalarına giden ilk Anadolu Lisesi olmuştuk. Zeki çocuklar, daha doğrusu inek öğrenciler de spor yapabiliyordu. Turnuvalardan döndüğümüzde hocaların birçoğu da dahil olmak üzere okuldaki herkesin sevgisiyle ve tezahüratıyla karşılanıyorduk. “Cool” olma trenini kaçırmazken derslerde başarılı olup iyi bir üniversiteye gitme treni kaçmaya başladı. Spor treni başka yöne gittiği için 400 küsur kişinin mezun olduğu sene benim not ortalamam 10 üzerinden 5.1 idi. 5’ten şaşma 6’yı aşma şakasının canlı bir örneği olmuştum. Gerçekten de bizim dönemin sonuncusu olarak mezun oldum liseden. Basketbol hastalığım yüzünden NBA maçları izlerken İngilizcem çok ilerlemişti. Zaten Kadıköy Anadolu’da iyi bir İngilizce eğitimi vardı. Üniversite sınavında dil sorularının tamamını doğru yapıp son tercihim olan İstanbul Üniversitesi Latin Dili ve Edebiyatına girdim. Trenin son vagonuna atlamayı becermiştim.

İşte o noktada arka arkaya gelen sakatlıklar ve basketbolun hayatımdan aniden çıkması ve iyileşmeye çalışırken sıkıntıdan annemin çaldığı Chopin valsleri çalma çabalarımın iyi sonuçlar vermesi, spor ve üniversite treninden atlamama sebep oldu. Etrafımdaki herkes piyano çalmaya genelde 4-5 yaşında başlandığını ve trenin çoktan kaçtığını söylüyordu. Benim ilgilendiğim ise tren değil Tchaikovsky piyano konçertosunun üçüncü bölümü, Liszt’in 2. Macar Rapsodisi veya Chopin’in Polonezleriydi. Sviatoslav Richter diye bir piyanistten bahsediyordu herkes ve Richter’in kayıtlarını dinler dinlemez “tamam” dedim, işte bu adam gibi ateşle çalmak lazım; ne de olsa içimde ateşli bir sporcu hala vardı. Trenin yakıt almak ve tamirler için duracağını ve yürüyerek gidiyor olsam da yolda yakalayacağımı düşündüm. Fakat işler pek istediğim gibi gitmedi, yolda başıma gelenler her seferinde trenin bana acayip fark attığını gösteriyordu. Bütün piyano yarışmalarının yaş sınırının üzerine çıkmaya başlamıştım ama daha da önemlisi bu depresif hal okulda bir daha başarısızlık getirdi, sınıfları çifter dikiş olarak geçebiliyordum anca ve bu üniversite hiç bitmeyecek gibi gözüküyordu. Hocaların hiçbiri benden birşey beklemiyor “acaba ne zaman bırakacak” veya “acaba ne zaman okuldan atacağımız kadar kötü çalacak” diye merak ediyorlardı. Tam o yıllarda yine inanılmaz birşey oldu ve Hüseyin Sermet konservatuvara ustalık sınıfı dersleri vermeye geldi. Ben de katıldım ve Hüseyin Bey’in ilgilendiği ayrıntıların okuldaki genel önceliklerden farklı olması bende bir ayağa kalkış yarattı. Üstelik çok kafa bir adamdı ve dersler dışında da acayip eğleniyorduk. 2-3 yıl sonra mezuniyet sınıfındayken yaş haddini geçmediğim yarışmalara gitmek için danışmak istedim ve beni tekrar dinledikten sonra “istersem Paris’e gidip onunla çalışabileceğimi, para falan istemediğini” söyledi, “sadece Paris’e gel, istediğimiz zaman ders yapabilelim, istediğimiz zaman gece kulüplerine gidip dalgamızı geçebilelim” dedi.

Gittim. Uçak varken trenle gitmem söz konusu bile olamazdı, zaten trenlere de bozuktum, kaçıp duruyorlardı. Trenleri kovalamayı bırakmıştım ama bu arada trensiz de bayağı bir yol almıştım. Klarinet bölümünden bir arkadaşım ünlü sanatçı Chen Halevi’nin öğrencisi olmak istiyordu ve onunla bir konser kaydımızı dinlemesi için Chen Halevi’ye verdim. Chen benim yaşımdaydı ama yıllardır dünyanın en çok takdir edilen klarinet virtuozlarından biriydi; treni kaçırmamıştı. Kaydımızı dinledikten sonra piyanistin kim olduğunu sordu. Benim çaldığımı söyleyince beraber çalmak isteyip istemediğimi sordu. Treni yakalamıştım! Chen’le konserler vermeye başladık, yıllardır da beraber çalmaya devam ediiyoruz. Beni Chen’le çalarken duyan birçok başka virtuoz da benimle konserler vermek istedi. Hüseyin Bey de duruma çok şaşırıyor olmasına rağmen çok mutluydu, tabii ben de. Artık trende olduğumdan emindim. Bu son trendi ve gerçekten de yakalamıştım.

Sonra yıllar süren bu kovalamacaya rağmen bir durakta tekrar trenden inmeye karar verdim. Yürümek bana daha uygundu. Rayların götürdüğü istikamet dışında bir yere gidememenin hiç hoşuma gitmediğine karar vermiştim. Yürümeyi daha çok sevmiştim, istediğim yerde durup istediğim hızda gidebiliyordum. İstersem koşabilirdim de. Okulları düşündüm tekrar geçenlerde, bunca yıl tanıdığım insanları, ülkemi, yaşadığım diğer iki ülke Fransa ve Amerika’yı düşündüm ve insanların kendilerini trenlerde ve okullarda ne kadar güvende hissettiklerini. Yürümenin herkese ne kadar zor geldiğini düşündüm, yürüyen merdiven icad etmişti insanoğlu bu yüzden. Trenlere tabi olmak ve yürüyememek çok saçma geliyor şimdi bana. Gideceğim yönü değiştirememek veya istediğim kadar istediğim yerde duramamak da öyle. Kimsenin bana çizeceği bir programla yaşamaya niyetim yok, bir bu kadar daha yaşasam bile anca 78 yıl edecek. İlk 39 çok çabuk geçtiğine göre, ikinci 39’da trenleri yakalamaya çalışmayarak acele etmeden yaşamanın daha isabetli olacağına karar verdim.

The City College of New York’ta master programında “Müzik ve Beyin Yıkama” adında bir ders vardı. Birçok aşırı grubun ideolojilerini yaymak ve beyin yıkayabilmek için müziği nasıl kullandıklarına dair makaleler okuyup videolar izliyorduk derslerde. Liberal kabul edilen eğitim sistemlerinin de bir başka yönden bakıldığında radikal ve aşırı kabul edilebilecek beyin yıkama eylemleri olabileceğini ilk defa o derslerde düşünmüştüm. Okullara gidip ülkelerinin veya dünyanın tarihini devletlerin sunduğu şekliyle öğreniyor dünyanın heryerindeki çocuklar. 5 yaşında jimnastiğe başlamadıysan olimpiyatları unut, piyanoya veya kemana erkenden başlamadıysan Carnegie Hall’a anca bilet alıp girebilirsin. İmam Hatip’e gittiysen bikini giymen mümkün değil. Üniversite mezunu biri Radikal İslamcıları, Neonazileri veya Evangelist Hristiyanları anlamamalı, onlara karşı olmalı. Avukat bir arkadaşım anlatmıştı; hukukta bir deyiş varmış “Hakim suçluyu insani açıdan anlarsa tarafsız karar veremez” derlermiş. Hayatta hakim gibi yargılar vermemek için insanları anlamaya çalışmak kendimiz için de yargılara değil anlamaya sebep oluyor ama genelde insanlar yollar çiziyor başkalarına çünkü kendileri de belirlenmiş bir yol olmadan yaşayamıyor. Hangi yoldan gidersen git yolun başlangıcı ve sonunun herkes için aynı olduğunun farkında olarak yaşayan az insan var.

Hayatta kaçırılmaması gereken tek trenin yaşadığımız an ve o anda ne yapmak, kiminle ve nerede olmak istiyorsak orada o kişiyle o yapmak istediğimizi yapmak olduğunu düşünüyorum. Piyano çalmaya başlamadan önce Ulus Parkı’na gidip, yine tankerleri izlemiştim bir gece. Anneannem ölmüştü o akşam ve sabah evden çıkmadan kavga etmiştik. Barışacak vaktimiz olmadı anneannemle, treni kaçırdım ve o akşam hayatta birşey yapmak istiyorsam ve elimde fırsat varsa, yapmaya karar verdim; henüz kaybetmeden elimdekilerin değerini bilmeye de. 20 yaşında piyano çalmaya 35’inde de besteciliğe başladım. Bu tavır beni önce Paris’e sonra New York’a götürdü. Manhattan’daki evimin köşesinde metro durağı var, 5-10 dakikada bir trenler geliyor, konserlere, iş görüşmelerine, arkadaşlarımla buluşmaya veya Atlantik okyanusunun kıyısına götürüyorlar beni. Bazen kaçırıyorum treni ve yürüyorum, bazen de hiç trene binmeyi düşünmeden yürümeye karar veriyorum. Bazen de taksiye biniyorum. Bisikletim de var binanın bodrum katında; emrime amade.

Advertisements

Post a comment

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s